Faydalı Bağlantılar
Tarot Falı | Tarot Falı Bak | Fal Bak

Tarot Falı


TAKLİT Mİ? YOKSA GERÇEK Mİ?

TAKLİT Mİ YOKSA GERÇEK Mİ

21. yüzyılın başlarında iki ürkütücü fikir, sicim teorisinin Çoklu Evren’i bağlamında, etrafımızda gördüğümüz Evren’in ciddi bir açıklaması olarak ortaya çıktı. Birincisi evrenimizin bir bilgisayar simülasyonu olduğuydu; başka bir deyişle, bir taklit olduğuydu. Bu fikir şaşırtıcı sayıdaki kıdemli kozmolog tarafından oldukça ciddiye alınır, ama benim bakış açıma göre açıklayacağım sebepler yüzünden yanılgıya düşüyorlar.

İkinci fikir daha az popüler, ama benim görüşüme göre çok daha ilgi uyandırıcıdır. Evrenimizin başka bir evrendeki zeki varlıklar tarafından kasten üretilmiş yapay bir yapı olduğunu söyler. Taklit etmeyle gerçekten yapma arasında büyük bir fark vardır ve kanıt bana göre gerçekten yapmanın çok daha olası olduğunu söyler. Bunlar ilk bakışta bilimden çok felsefi ve dini konular gibi gözükürler. Ama temel aldıkları bilim, yani sicim teorisinin Manzara bilimi yeterince gerçektir. Sonuçlar çok önemli olduğundan, tartışmanın bilimsel temelini açıklığa kavuşturmak için bu konuya değinmeye değerdir.

Bu Bilim Midir?
Çoklu Evren kavramının bir çeşit belirsiz felsefi bir fikir olduğu ve Evren’in ivmesini sürdüren vakum eneıjisinin değeri gibi kozmik rastlantılar bilmecesine olan antropik çözümün bir çeşit tekrar veya döngüsel bir görüş olduğuna dair geniş bir izlenim vardır. Raphael Bousso bunun neden konu olmadığını incelikli ve net bir şekilde açıklar. Şimdiki üç basamaklı görüşü ondan ödünç alacağım.

Birincisi, Çoklu Evren’in olup olmamasıdır. Bu bir fikir meselesi veya inanmak istediğiniz bir şey değil, apaçık bilimsel bir sorudur. Bu bilimsel görüşteki önemli nokta, parçacık fiziğinin kurallarının en azından bir “istikrarsız boşluğun” varlığını sağlayıp sağlamadığıdır; bu boş uzayın başka bir durumundan daha fazla enerjiye sahip olan başka bir boş uzay durumudur. Eğer sağlarsa, o zaman er ya da geç bir kuantum dalgalanmasının böyle bir istikrarsız boşluk üreteceği kesindir. Bu istikrarsız boşluk şişmeyi sürdürerek ve kuantum dalgalanmalarının daha da genişleyen, her biri sonsuz hacimdeki baloncuklar üreteceği sonsuz genişleyen bir uzay oluşturarak, daha sonra daha düşük bir enerji seviyesine “yuvarlanacaktır”.