OLGUNLAŞMIŞ BİR TOPLUMA DOĞRU

İnsanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden birinin şafağında bulunmaktayız. Bizler son yirmi otuz yılda, geleceğe doğru hızlanan ve yüzlerce yıl alan tarihsel aşamaları büyüklük ve önem yönünden aşan kültürel ve ekonomik değişikliklere tanık olmanın ayrıcalığım elde ettik.

19. yüzyılın başlarında Avrupa’da pek az kişi, şimdi sanayi devrimi dediğimiz çağın başlangıcında dokuma makinelerinin ve kentleşmenin önemini kavradı. Daha azı Koper nik’in astronomiye yaklaşımdaki yeni yönteminin önemini ya da Gutenberg’in Rönesans’ın eşiğinde devrim yaratan yeni bir tekniği buluşunu değerlendirdi. Haklı olarak hiç kimsenin, İsa’nın zamanında Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğuna etkisini önceden gördüğünden kuşku duyabiliriz.

Ve maden filizinden demirin nasıl elde edileceğinin bulunmasıyla ortaya çıkan yeni araçlann önemini de kimsenin anlamadığım düşünebiliriz. Bununla birlikte teknolojik devrimle dünyanın tümü son kırk yılda hesap makinelerinden geniş bilgisayar sistemlerine kadar bilgi süreçlerinin geliştiğine tanık oldu; yirmi beş yılın içinde dünya küresini kuşatan radyo ve video aygıtlarının iletişim ağım izledi ve yalnız on beş yılda dünya yüzeyinden uzaya olan adlımlara şaşıp kaldı. Bu büyüklükte değişiklik o kadar hızla olmaktadır ki, bir tek yaşam içinde yeni bir çağın başlangıcım kavrayan ilk kuşak olabiliriz.

Her ne kadar teknolojik başarıl arın gösterişli işleri sanayi devrimi sonrası bir toplumun başlıca belirtisi olarak dikkatleri çekmeyi sürdürüyorlarsa da, bu başarıların sürekli devrimciliği pek yoktur.

Son zamanlardaki güç ve olanak kısıntıları sanayinin yeniden örgütlenmesini gerektirirken, bunlar yalnız sanayi devriminin başarılarının ve sorunlarının bir uzantısını simgelemektedir. Bugünün büyük tarihsel değişikliği sessizce perde arkasında sürmektedir ve geçmişin büyük tarihsel dönüşümleri gibi aşağı yukarı, fark edilmez niteliktedir.

Zamanımızın en önemli değişiklikleri dışarda değil, içerde oluşmaktadır. Bu da yeni değer dizilerine, yeni nitelikte uyanıklığa, yeni bir varoluş yoluna duyarlı olan kişilerin sayısının hızla artmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Teknolojik toplumun sorunlarına yönelen oldukça iyimser liberal ve oldukça gürültülü devrimci çabaların başarısızlığının ışığında, 1970 başlarında önümüzde bulunan sorunları bütün çıplaklığıyla sezinlemekteyiz.

Birçok eleştirmen, bireyin kişisel değer ve güçlerinin yemden değerlendirilmesiyle bir değişikliğin başlamakta olduğu görüşünde birleşmektedirler. Bu değişiklik birey gelişme ve olgunlaşma için kişisel yeteneklerinin arttığım gördükçe hız kazanmaktadır.

Birey kendi sosyal ortamında bilincin daha geniş ufuklarım yeniden değerlendirmeye başlayınca toplumsal bir boyut kazanacaktır. Toplumsal görüş sahipleri: Buckminster Fuller, Abraham Maslow, RD. Laing, Carl Rogers, Norman O. Browa, Dennis Gabor, Willis Harman, George B. Leonard, Theodore Roszak, Charler Reick ve William inwin Thompson bunlarm tümü kendi en iç değerlerimizi yeniden gözden geçirme noktasında sakin bir biçimde direnmektedirler.

Bunlar insanlığın henüz yararlanılmayan çok büyük iç değeri üzerinde birleşmekte ve bu değerin toplumsal uygulamasının başlangıcım yansıtmaktadırlar. Bunlar bu çabaların politik değil toplayıa olacağı konusunda düşünce birliğine varmışlardır. Bu birlik ve uyuşma, insanın temel olarak paylaşılan görünüşünden ve onun olasılıklarım açığa çıkarmasından doğan tutarlı bir gelişme olacaktır.

OLGUNLAŞMIŞ BİR TOPLUMA DOĞRU

Benzer Yazılar

Leave a Reply