Faydalı Bağlantılar
Tarot Falı | Tarot Falı Bak | Fal Bak

Tarot Falı


Kendi Önyüklemeleri Sayesinde

Parçacık BağlantısıBu fikrin öncü savunucuları Princeton Üniversitesi’nden Paul Steinhardt ve o zamanlar Cambridge Üniversitesi’nde olan, ama şimdi Ontario’daki Perimeter Enstitüsü’nde çalışan Neil Turok’tır. 1999’da, ikisi de Cambridge’deki bir konferansa katılmadan önce Dvali ve Tye’m zar çarpışmaları üzerine yaptığı erken çalışmaların farkında değildi. Bu konferansta, Pennsylvania Üniversitesi’nden Burt Ovrut, bilinen üç uzaysal boyuta dik bir yönde (eğer Mteoriyi kabul ediyorsanız on birinci boyut boyunca) ufacık miktarlarda birbirinden ayrılmış üç boyutlu zar dünyalar fikrinin ana hatlarını çizdiği bir konuşma yapmıştı. Steinhardt ve Turok odanın ters köşelerinde oturuyorlardı, ama konuşmadan sonra ikisi de aynı fikirle Ovrut’a yaklaştı. Kimin ilk bu fikirle ortaya çıktığını ikisi de şimdi hatırlayamıyor, ama ikisi de açık bir şekilde birinin ağzından şunun çıktığını hatırlıyor, “Bu dünyalar ekstra boyut boyunca hareket edemezler mi? Eğer ederlerse, Büyük Patlama’nın iki dünya arasındaki çarpışmadan ibaret olabileceği mümkün müdür?” Bu, Endless Univer se larında açıklanan uzun ve meyve veren bir ortaklığın başlangıcıydı.

Bu süreçte yapılacak hâlâ çok iş vardır; ama buraya kadar olan süreç döngüsel evren fikri üzerine merak uyandıran bir çeşitleme getirmiştir. Model döngüsel olduğu için, onu döngünün içindeki herhangi bir noktadan tanımlamaya başlayabiliriz, dolayısıyla ben de Büyük Patlama’yı tetikleyen olayla başlayabilirim. Steiiıhardt ve Turok’a göre, bu iki pürüzsüz, düzgün ve boş 3 zarın bir araya gelip çarpışması sonucu olmuştu. Her zar, başlangıçta on birinci boyut boyunca küçük mesafelerle birbirinden ayrılmış, ilave olarak altı kompakt boyut ve bir zaman boyutuna sahip, bizimki gibi tam üç boyutlu bir Evren’dir. îlkin, on birinci boyut boyunca çok yavaş bir şekilde hareket etmişlerdir, ama yakınlaştıkça yay gibi kuvvetlerce çekilip hızlanmışlardır ve iki dünyayı da uç sıcaklıklarda ısıtmaya yeterli bir etkiyle çarpışmışlardır. Önemli olan, modelin şişmeyi tetikleyecek kadar büyük bir eneıji girişi gerektirmez. Bunun yerine, sıcaklık “sadece” yaklaşık 1020 K’dir, ki bu dünyamızdaki parçacıkların nasıl ışıyan enerjiden yapıldığını ve sıcak ateş topunun sonradan nasıl soğuyup atom ve ardalan ışımasını oluşturduğunu açıklamak için yeterli bir sıcaklıktır. Sonsuz olmaktan uzak bir şekilde, gereken enerji Planck ölçeğindeki olaylarla ilişkili enerjiden çok daha azdır, dolayısıyla bu erken Evren modeline dahil olan hiçbir tekillik yoktur.

Steinhardt ve Turak’ın aynı zamanda büyüyüp galaksi olan düzensizliklerin nasıl başladığına dair düzgün bir açıklaması vardır. Bu, şişme modelinde olduğu gibi, kuantum dalgalanmalarına bağlıdır. Kuantum dalgalanmaları yüzünden, hiçbir uzayzaman tamamen düz ve boş olamaz ve kuantum ölçeğinde iki çarpışan zar kaçınılmaz olarak rastgele bir yolla kırışıktır. Sonuç olarak, iki zar tam olarak aynı anda, her yerde bir araya gelmez; on birinci boyutta birazcık öne çıkan parçalar ilk önce çarpışır ve bu bölgeler ilk olarak ısınır. îki zar çarpıştıktan sonra, her biri seker, ama sıcaklık iki zann her yerinde çok yüksek olsa da, bazı yerler diğerlerinden daha sıcaktır. Tüm bu çarpışma ve sekme süreci, düz uzay zamandan bir evren oluşturan şişme için gereken salise yerine, milyarlarca yıl alabilir, fakat her iki durumda da düzensizliklerin esas sebebi kuantum dalgalanmaları olduğu için, çarpışan zar modelinde ortaya çıkardığınız düzensizlik deseni şişme tarafından sağlanan desenle aynıdır. Bu, WMAP gibi uydulardaki mikrodalga detektörlerinden gözlenen desenle tamamen aynı olduğu anlamına gelir. Desen her evrende aynı olurdu, çünkü sıcak bölgeler birbirlerine ilk dokundukları yerdir. Dolayısıyla bir evrendeki madde kümeleri kapı komşu evrendeki madde kümeleriyle örtüşür. Zarlar birbirinden uzaklaştıkça, yay benzeri bir kuvvet yüzünden birbirlerine mikroskobik bir uzaklıktan daha fazla yaklaşamazlar ki bu diğer boşlukları dolduran serbest uçuşan gravitonlara kuvvetli bir kütleçekimsel etki uygulamak için yeteri kadar yakın bir mesafedir. Bu resimde, kara madde kapı komşusu evrendeki maddedir ve kapı komşusu evren bize bir atomun genişliğinden daha yakındır.

Dolayısıyla çarpışan ve seken zarlar, bir Büyük Patlama tarafından ortaya çıkmış, bizimkinden ayırt edilemez bir evren oluşturabilirler. İki zarı birlikte tutan yaybenzeri kuvvet kara enerjiyle ilişkilidir; dolayısıyla şişme teorisinden farklı olarak, sekme modeli Evren’imizde kara enerjinin varlığını (izin vermek yerine) gerektirir. Daha önce tanımlanan kara enerji modellerindeki gibi, kara enerjinin genişlemeye baskın olmaya başladığı Evren’in yaşamının enteresan bir döneminde yaşıyoruz. Zaman geçtikçe Evren, maddenin uzayzaman tamamen düz (ku antum dalgalanmaları hariç) ve neredeyse tamamen boş olana kadar daha da incelerek, tüm gözlenebilir evrenin büyüklüğüne karşılık gelen bir uzay hacminde tek bir elektron bulunmayacak şekilde, hızlanarak genişleyecektir. Genişleyen bir de Sitter uzayı haline gelmiş olacaktır.

Bu sırada, çarpışmadan bizim dünyamızdan uzaya sekmiş olan diğer zar dünyası, aynı şekilde kendi genişlemesi ve incelmesiyle devam eder. Ama on birinci boyut boyunca iki dünya birbirinden ayrılıyor olsa da, yayımsı kuvvetle hâlâ bir arada tutulur ve er ya da geç birbirlerine bir kez daha yönelmeye başlarlar. Bu çok uzun bir süre alır; Steinhardt ve Turak trilyonlarca yıldan bahseder ve bir trilyon milyon kere milyondur ya da 1012yıl. Bu, Büyük Patlama’dan bu yana kadar geçen zamanın “sadece” yaklaşık yüz katıdır, ki bu da bir kez başladı mı hızla artan üssel genişlemenin gücünü gösterir. Sonunda, zarlar bir araya gelir ve tüm süreç tekrarlanır. Zümrüdüanka kuşu misali, yeni bir evren (veya iki) eskisinin küllerinden doğar. Evren, kendi önyüklemelerini çekerek kendini varlığa kavuşturup, kendi kendini (yeniden) yaratıyor gibi gözükür ve doğanın sabitlerinin döngüden döngüye değiştiği sonsuz bir evren döngüsü sunar, o kadar ki biz sadece şartların yaşam için uygun olduğu belli bir baloncukta yaşıyoruzdur. Ama her Büyük Patlama’yı yürüten enerji nereden gelir? Tüm bunlar entropi hakkındaki fikirlerimizle nasıl uyumlu olur? Bir kez daha, hepsi kütleçe kimle ilgilidir.